Antalya Geneli Kentsel Dönüşüm Danışmanlığı
KENTSEL DÖNÜŞÜM Antalya Danışmanlık Ofisi

Kentsel Dönüşümde Müteahhidin İşi Bırakması Halinde Sözleşmenin Mahkemece Feshi, Nama İfa ve Hukuki Haklar

Kentsel Dönüşümde Müteahhidin İşi Bırakması Halinde Sözleşmenin Mahkemece Feshi, Nama İfa ve Hukuki Haklar
BİLGİ BANKASI VE REHBER

Terk Edilmiş Bir Şantiyenin Gölgesinde Kalan Hayatlar ve Hukuki Belirsizlik

Bir sabah kentsel dönüşüme verilen binanın inşaat sahasına gittiğinizde kule vincin hareket etmediğini, işçilerin ortalıkta görünmediğini ve kapıda asılı olan tabelanın rüzgarda sahipsizce sallandığını görmek, mülk sahipleri için yaşanabilecek en sarsıcı deneyimlerden biridir. İlk günlerde malzeme sevkiyatında geçici bir aksama olduğu veya hava koşulları nedeniyle beton dökümünün ertelendiği düşünülerek teselli bulunmaya çalışılır. Ancak günler haftalara, haftalar aylara dönüştüğünde şantiyedeki o derin sessizlik kat maliklerinin yüreğinde büyük bir endişe fırtınasına dönüşür. Eski binalarını güvenli bir geleceğe kavuşturmak umuduyla yıktıran aileler, geçici olarak sığındıkları kiralık dairelerde hem yükselen kira bedelleriyle hem de her an sokakta kalma korkusuyla baş başa kalır.

Müteahhidin telefonlara çıkmaması, ofis kapılarının kilitli bulunması veya her görüşmede piyasa koşullarını gerekçe göstererek zaman kazanmaya çalışması, apartman sakinleri arasındaki sinirleri gerer. Devletin sağladığı kira yardımlarının süresi adım adım tükenirken, ailelerin kendi öz bütçelerinden hem geçici ev kirasını ödemesi hem de geleceği meçhul bir inşaatı beklemesi katlanılamaz bir maddi yüke dönüşür. Bir yanda emekli maaşıyla geçinmeye çalışırken kira baskısı altında ezilen yaşlı malikler, diğer yanda çocuklarının can emniyeti için borçlanmış genç çiftler yer alır. Çaresizlik ve öfke içinde verilen fevri tepkiler ise durumu çözmek yerine hukuki süreci daha da karmaşıklaştırabilir. Bu kriz anında yapılması gereken ilk şey paniğe teslim olmak değil; kanunların kat maliklerine tanıdığı koruyucu mekanizmaları adım adım ve soğukkanlılıkla devreye sokmaktır.

İlk Hukuki Refleks: Delil Tespiti ve Mahkeme Marifetiyle Seviye Belirleme

Şantiye durduğunda ve yüklenici taahhütlerini yerine getirmediğinde kat maliklerinin düştüğü en büyük tuzak, öfkeyle hareket ederek kapı kilitlerini değiştirmek ya da başka bir ekibi çağırıp inşaata devam ettirmeye çalışmaktır. Mahkeme kararı veya resmi bir tespit olmadan şantiyeye müdahale etmek, kusurlu olan müteahhidi bir anda haklı konuma getirebilir ve malikleri ağır tazminat talepleriyle karşı karşıya bırakabilir. Bu nedenle inşaatın durduğu anlaşıldığında atılması gereken en ivedi hukuki adım, taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesine veya Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak delil tespiti talep etmektir.

Delil tespiti talebi üzerine mahkeme, bünyesindeki bağımsız inşaat mühendisi, mimar ve mali müşavirlerden oluşan uzman bir bilirkişi heyetini inşaat mahalline sevk eder. Bu bilirkişi heyeti şantiye sahasını milimetrik olarak inceler. Binanın kaba inşaatının hangi kata kadar tamamlandığı, dökülen betonun hacmi, kullanılan demirin tonajı, sahada bırakılan inşaat malzemeleri ve mevcut imalatlardaki teknik kusurlar tek tek kayıt altına alınır. Hazırlanan resmi bilirkişi raporuyla inşaatın tamamlanma seviyesi yüzde cinsinden kesin olarak tescil edilir. Bu rapor, ilerleyen dönemde açılacak fesih, tazminat veya nama ifa davalarının en sağlam zeminini oluşturur; müteahhidin gelecekte inşaatı daha ileri seviyede bıraktığına dair asılsız iddialarını peşinen hükümsüz kılar.

Noter Vasıtasıyla İhtarname Çekilmesi ve Müteahhidin Temerrüde Düşürülmesi

Bilirkişi tespiti yapıldıktan sonra sürecin resmiyet kazanması için Türk Borçlar Kanunu hükümlerine uygun bir ihtarname mekanizması işletilmelidir. Müteahhidin sadece şantiyede bulunmaması, hukuken kendiliğinden temerrüde düştüğü manasına gelmeyebilir. Hak sahipleri, noter kanalıyla şirketin ticaret sicilinde kayıtlı resmi tebligat adresine çok net ve hukuki bir ihtarname göndermelidir.

Gönderilecek bu ihtarname metninde; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin teslim tarihi, şantiyede işin durduğu tarih ve yapılan tespit raporundaki tamamlanma oranı açıkça belirtilmelidir. Yükleniciye işe derhal başlaması ve aksayan imalatları gidermesi için kanunun öngördüğü ölçüde makul ve kesin bir mehil verilmelidir. Bu sürenin genellikle on beş gün ile otuz gün arasında belirlenmesi yargı içtihatlarına uygundur. İhtarnamede, tanınan bu kesin süre zarfında inşaat faaliyetine başlanmaması halinde sözleşmenin feshedileceği, nama ifa yetkisi isteneceği ve gecikmeden kaynaklanan tüm maddi zararlar ile kira kayıplarının kendisinden tahsil edileceği açıkça ihtar edilmelidir. Tebligatın şirkete ulaşması ve verilen mühletin dolmasıyla birlikte müteahhit artık hukuken borçlu temerrüdüne düşmüş sayılır.

Sözleşmenin Feshinde Kritik Eşik: Geriye Etkili Fesih ile İleriye Etkili Fesih Ayrımı

Müteahhidin verilen süreye rağmen inşaata başlamaması durumunda kat maliklerinin karşısına sözleşmeyi feshetme hakkı çıkar. Ancak gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde fesih kararı tek taraflı bir bildirimle değil, mahkeme hükmüyle verilebilir. Bu noktada Yargıtay’ın onlarca yıldır uyguladığı ve inşaat hukukunun temel direğini oluşturan yüzde doksanlık fiziki tamamlanma eşiği devreye girer. Mahkemeler, inşaatın seviyesine göre iki farklı fesih modelinden birini tatbik eder.

Şayet inşaatın fiziki gerçekleşme seviyesi yüzde doksanın altında kalmışsa, kural olarak sözleşmenin geriye etkili feshine karar verilir. Geriye etkili fesih durumunda taraflar sözleşme hiç yapılmamış gibi eski durumlarına döner. Müteahhit adına tescil edilmiş veya tapuda verilmiş olan tüm arsa payları iptal edilerek yeniden arsa sahiplerine tescil edilir. Müteahhit ise yalnızca o güne kadar yaptığı faydalı imalatların bedelini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebilir. Eğer inşaat yüzde doksan veya üzerinde bir seviyeye ulaşmışsa, bu kez ileriye etkili fesih modeli uygulanır. Bu senaryoda mahkeme sözleşmeyi geleceğe dönük olarak sonlandırır; müteahhit tamamladığı kısma denk gelen bağımsız bölümlerin tapusunu alır ancak eksik bıraktığı imalatların bedelini ve gecikme zararlarını maliklere nakden ödemek zorunda kalır. Hangi yolun apartmanın menfaatine olduğunu doğru tahlil etmek, mülk sahiplerinin geleceğini doğrudan şekillendirir.

İnşaatı Başkasına Tamamlatma Yolu: Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Nama İfa

Birçok durumda kat malikleri sözleşmeyi tamamen feshedip müteahhitle tasfiye hesaplarına girmek istemez. Çünkü fesih davaları uzun yıllar sürebilir ve dava sonuçlanana kadar şantiye tamamen atıl kalarak korozyona maruz kalır. İşte bu noktada Türk Borçlar Kanunu’nun 113. maddesinde düzenlenen nama ifa kurumu, malikler için en güçlü hukuki can simididir. Nama ifa; borcunu yerine getirmeyen müteahhidin yerine, işin masrafları müteahhide ait olmak üzere inşaatın alacaklılar tarafından tamamlanması için mahkemeden izin alınmasıdır.

Kat malikleri Asliye Hukuk Mahkemesinde nama ifaya izin davası açarak projenin kalan kısımlarını başka bir yükleniciye tamamlattırma yetkisi talep eder. Mahkeme tarafından atanan teknik bilirkişiler, yarım kalan işlerin tamamlanabilmesi için gereken toplam bütçeyi güncel piyasa rayiçleriyle kuruşu kuruşuna hesaplar. Mahkeme hakimi, bu bütçenin karşılanabilmesi adına varsa sözleşmede müteahhide bırakılmış olan ancak henüz devredilmemiş bağımsız bölümlerin açık artırma yöntemiyle satılmasına ve satıştan elde edilecek paranın inşaatın tamamlama hesabına aktarılmasına hükmedebilir. Bu yöntem sayesinde kat malikleri ceplerinden büyük paralar harcamak zorunda kalmadan, müteahhidin hak edeceği dairelerin satışıyla inşaatın bitirilmesini sağlayabilir.

Teminat Mektubunun Nakde Çevrilmesi ve İpoteklerin Paraya Çevrilmesi

Sözleşme imzalanırken basiretli davranıp haklarını teminat altına almış olan apartmanlar, müteahhidin kaçması veya işi bırakması halinde çok daha avantajlı bir konumda yer alır. Noter sözleşmesine banka kesin teminat mektubu şartı koyulmuşsa, yüklenicinin temerrüdüyle birlikte malikler hiçbir uzun mahkeme sonucunu beklemeden bankaya müracaat edebilir. Gayrikabili rücu ve ilk talepte ödemeli teminat mektupları, banka tarafından derhal nakde dönüştürülerek hak sahiplerinin ortak hesabına ödenir.

Benzer şekilde, eğer müteahhide tapuda devredilen payların üzerine arsa sahipleri lehine birinci dereceden teminat ipoteği tesis edilmişse, bu ipotekler icra müdürlüğü kanalıyla paraya çevrilebilir. İpotekli taşınmazların icra yoluyla satılması neticesinde elde edilen fon, yarım kalan kaba inşaatın toparlanması, şantiyenin korunması ve yeni bir yapım ekibinin finanse edilmesi için doğrudan can suyu işlevi görür. Bu tür güçlü finansal kalkanlar, kriz anında maliklerin elini güçlendirerek onları borç yükü altında ezilmekten muhafaza eder.

Gecikme Tazminatı, Kira Kayıpları ve Müspet Zarar Talepleri

Müteahhidin taahhüt ettiği teslim tarihini aşması veya şantiyeyi yüzüstü bırakması, kat maliklerinin her ay doğrudan nakit kaybına uğraması demektir. Aileler bir yandan geçici konutlarının kirasını ödemeye devam ederken diğer yandan teslim alacakları modern dairelerin getirisinden mahrum kalır. Hukuk düzeni, alacaklının bu mağduriyetini gidermek adına kapsamlı tazminat mekanizmaları sunar.

Kat malikleri açacakları davada veya icra takiplerinde, sözleşmede kararlaştırılan aylık cezai şart bedellerini güncel faiziyle birlikte talep edebilir. Şayet sözleşmede özel bir cezai şart maddesi bulunmasa dahi, genel hükümler uyarınca teslim edilmesi gereken tarihten itibaren mahrum kalınan rayiç kira bedelleri müspet zarar kapsamında yükleniciden tahsil edilir. Bunun yanı sıra inşaat malzemelerinin maliyet artışları sebebiyle pahalanmasından doğan farklar ve taşınmazın uğradığı değer kayıpları da müteahhidin ve varsa kefillerinin şahsi mal varlığından haciz yoluyla tazmin edilebilir.

Malikler Arasındaki Dağılmayı Önleyen ve Süreci Yöneten Uzlaşma Masası

Bir şantiyenin yarım kalması yalnızca hukuki bir ihtilaf doğurmaz; aynı zamanda bina sakinleri arasında derin bir psikolojik çöküntü ve komşuluk bağlarında kırılmalar meydana getirir. Kimi malik hemen dava açıp her şeyi kilitlemek isterken, kimi malik cebinden para toplayıp aceleyle işi bitirmeyi teklif eder. Bütçesi tükenmiş dar gelirli bir komşu tek bir kuruş dahi veremeyeceğini beyan ettiğinde, diğer komşular ona tepki gösterebilir. Apartman toplantıları suçlamalarla, karşılıklı kırgınlıklarla ve çıkmaz sokaklarla son bulur. İletişimin koptuğu bir apartmanda ise ne yeni bir müteahhit bulunabilir ne de mahkeme süreçleri sağlıklı yürütülebilir.

Bu kronik dağılmayı önlemenin ve krizi kontrollü bir kurtarma hamlesine çevirmenin yolu, bağımsız bir koordinasyon çatısı altında birleşmektir. Maliklerin psikolojik yıpranmışlığını anlayan, hukuki adımları soğukkanlılıkla planlayan, yeni teknik şartnameleri hazırlayan ve şantiyeyi ayağa kaldıracak yüklenicilerle müzakereleri yürüten kurumsal bir yapıya ihtiyaç duyulur. Akdeniz bölgesinde yarım kalmış inşaatların gölgesinde hak sahiplerini tek bir ortak paydada toplamak, mevcut enkazı tasfiye edip güvenli yarınlara adım atmak adına antalya kentsel dönüşüm süreçlerinde tarafları bir araya getiren bağımsız bir uzlaşma köprüsünden destek almak en akılcı çözümdür. Tarafsız bir yönetim anlayışı, hem küskün komşuların el sıkışmasını temin eder hem de hukuki ve teknik adımların tek bir elden hızla yürütülmesini sağlar.

Yeni Bir Yüklenici ile İkinci Sözleşmenin Güvenli Kurgusu

Eski müteahhitle olan hukuki bağlar mahkeme kararıyla çözüldükten veya nama ifa yetkisi alındıktan sonra, yarım kalan yapıyı tamamlayacak yeni bir yapım ekibinin belirlenmesi aşamasına geçilir. Bu aşama, geçmişte yapılan hataların kesinlikle tekrarlanmaması gereken çok hassas bir eşiktir. Kat malikleri daha önce yaşadıkları travmanın etkisiyle aşırı güvensiz hissedebilir; bu güvensizliği gidermenin yolu ise kuralları tavizsiz koymaktan geçer.

Yeni inşaat şirketiyle tanzim edilecek ikmal inşaatı sözleşmesinde, şantiyenin mevcut durumu bir ek tutanakla başlangıç noktası olarak tespit edilmelidir. Yapılacak tüm eksik imalatlar; kaba tamiratlar, elektrik panoları, asansör mekanizmaları, dış cephe yalıtımları ve daire içi ince işler kalem kalem listelenmelidir. Ödemeler kesinlikle peşin yapılmamalı, yeni yüklenicinin sahada tamamladığı iş seviyesine göre hakediş usulüyle serbest bırakılmalıdır. Ayrıca işin süresi, yapı kullanım izin belgesinin yani iskanın alınması taahhüdü ve cezai yaptırımlar noter senedine harfiyen işlenmelidir. Böylece inşaat süreci tesadüflere değil, denetlenebilir bir takvime bağlanır.

Hak Kayıplarına Boyun Eğmeden Kararlılıkla Evi Tamamlamak

Müteahhidin işi bırakması veya ortadan kaybolması hiçbir kat maliki için dünyanın sonu ya da ömür boyu çaresiz kalmak anlamına gelmez. Hukuk sistemi, canını ve birikimini riskli yapılardan kurtarmak isteyen vatandaşları koruyacak çok katmanlı yasal yollarla donatılmıştır. Yeter ki hak sahipleri umutsuzluğa kapılıp taşınmazlarını kaderine terk etmesin ve birbirlerine düşmek yerine ortak akıl zemininde kenetlensin.

Zamanında yapılan delil tespitleri, bilinçli işletilen ihtarname süreçleri, doğru seçilen fesih veya nama ifa davaları ve tarafları buluşturan profesyonel bir uzlaşma yaklaşımıyla en karmaşık krizler dahi aşılabilir. Terk edilmiş beton blokların arasından sıyrılarak haklarını kararlılıkla savunan apartman toplulukları, mağduriyetlerini geride bırakır. Kararlı adımlarla yürütülen bu mücadele, en nihayetinde ailelerin huzurla, güvenle ve gururla oturacağı modern yuvaların kapılarını sonuna kadar açar.

HEMEN ARA WHATSAPP